Anasayfa / Köşe Yazıları / Hendek terörünü unutturmaya çalışanlar (1)

Hendek terörünü unutturmaya çalışanlar (1)

PKK’nın siyasi ayağı olarak varlığını korumak isteyen HDP’ye, ısrarla taşıyıcı annelik yaparak, sözde demokrasi havarisi kesilenler, aklımızla alay edercesine sahteliklerine devam ediyor.

PKK terör örgütünün organizmasının bir parçası olan bir yapıyı, kapatılmamasını gerekçe göstererek, fiili durumunu görmemize, tavırlarını, sözlerini, eylemlerini, stratejilerini, hedeflerini yok saymamızı istiyorlar.

PKK terör örgütünün siyasi uzantısı olan ve PKK’yı terör örgüttü olarak asla görmeyen ve bu konumu da hiçbir tartışmada reddetmeyen bir yapıyı; demokrasi, barış, hukuk adalet maskeleriyle bize sadece farklı görüşleri olan bağımsız bir siyasi partiymiş gibi kabul etmemizi istiyorlar.

3 Büyükşehir Belediyesi’nin HDP’li başkanlarının görevlerinden alınarak, yerlerine kayyım atamalarına karşı yeri göğü inletmeye kalkanların; sahte demokrasi sözleriyle, tavırlarıyla PKK terör örgütünün ve arkasındaki emperyalizminin tuzağına düştükleri çok açık. Tabii bunların önemli bir kısmının; bilerek, isteyerek, arzulayarak gönüllü sömürgeciliğin yeni plastik suretleri olmaya can attıkları da çok açık. Bu zatların, 2015 yılında yaşanan hendek terörüyle neleri, neden yaşadığımızı unutturmaya çalıştıkları da çok açık. Biz unutmadık ve unutturmayacağız. Hatırlatalım… Şiddetin, kanın, gözyaşının dinmesi için atılan adımlar, çözüm sürecine yönelik beklentiler PKK tarafından terörle karşılık bulmuştu. Şehirler cephaneliğe dönüştürülmüş, hendekler marifetiyle halkla devlet arasına kin ve nefret aşılayabilmek için karanlık hesaplar yapılmış ve yüzü maskeli çocukların ellerine her türlü silahlar tutuşturulmuştu. Öncelikle seçilmiş bazı şehirlerin üzerinden kurtarılmış bölgeler ilan ederek, tüm bölgenin tıpkı Suriye gibi bir iç savaş ortamına dönüşmesi arzulanmıştı. HDP’nin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Yeni Özgür Politika gazetesine verdiği söyleşide çok çarpıcı ifadelerle içinde bulunmuş ve başlatmak istedikleri sürecin adını koymuştu. Demirtaş’a göre; “Bugün mesele insan hakları sorunu değil, Kürdistan’a statü sorunudur.” Tahir Elçi’nin ölümünden sonra sarf ettiği “devletsizlik” vurgusuna da açıklık getirmiş Demirtaş; “Bir defa Kürtlerin ve Kürdistan’ın geleceğiyle ilgili mevzu, dünya genelinde de bir siyasi statü meselesidir. Bu, Kürdistan’ın dünya genelindeki, uluslararası toplum nezdindeki kabulüyle ilgili meseledir. Kürtlerin mutlaka şu veya bu şekilde siyasi statüsü olmalı. Bunun da ismi devlettir. Bu devletin içinin nasıl doldurulacağı ideolojik bir meseledir…

…Bölge dengelerinin ve konjonktürün etkisiyle başka federal, kantonal, eyalete dayalı veya bağımsız yapılara da bürünebilir. Her biri aslında devlettir…

İşte Suriye’de Kürt halkı, kendi sistemini geliştiriyor. Kantonların her biri bir devlettir aslında. Üç tane Kürt devleti var orada. İşte Federal Kürdistan bir devlettir. Kürtlerin uluslararası sistemde kabul görmüş siyasi statüye ihtiyacı var. Bunun yöntemini tek başına biz belirleyecek de değiliz…

Türkiye’de de bunu tarihin akışı belirler… Kürtler Ankara’dan, özellikle de Erdoğan’dan sürekli çözüm bekleyen bir politika izlemiyorlar artık. Bugün direnişin şehirlere kadar yayılması bunu gösteriyor. Kürtler artık statü istiyor. Dediğim gibi, bunun nasıl olacağını mücadele ve dünya dengeleri belirleyecek” demişti.

Tüm bu sözler açıkça ortaya koymuştur ki; özellikle 7 Haziran seçimleri öncesi adına “Türkiyelileşme” denilen barış maskeli oyunla ayrışmanın planları yapılmıştır.

Aslında Demirtaş demiştir ki; Suriye’nin çözülme sürecinin Türkiye’deki ayağı biz olacağız. Bunun en önemli desteğini de dışarıdan alacağız. Türkiye üzerinde oynanan oyunun mızrak ucu, taşeronu olacağız. Tarih boyu sömürgeci damarını ve iştahını hep diri tutmuş aktörlerin rotasında ülkeleri, mazlum halklarını ayrıştıracağız, birbirine düşman kılacağız ve birlikte yaşama iradelerini dinamitleyerek kurda kuşa yem edeceğiz…

Hatırlatmaya salı yazımızda da devam edeceğiz…

Önerilen Haber

Gönüllü sömürgeciliğe heveslenenler

“Post modern dünya çifte standarda alışmalı. Biz kendi aramızda, hukuk ve açık işbirliğine dayanan güvenlik …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir