Anasayfa / Köşe Yazıları / Derin ABD’nin Türkiye hazımsızlığı

Derin ABD’nin Türkiye hazımsızlığı

Rahip Brunson’un tutukluğuna dayalı Türkiye-ABD ilişkisine yansıyanlar, gerek iki ülke arasındaki ilişkinin geleceği açısından gerekse dünya güç ilişkilerinin seyri açısından veri yüklü.

ABD’nin başkan ve yardımcısı düzeyinde rahibin serbest bırakılmasına ilişkin Türkiye’ye yönelik tehditkar yaklaşımı, meselenin sadece evangelist kitleye ve lobiye bağlılıkla açıklanamaz. Kuşkusuz bunun etkisi gözardı edilemez. Zira Türkiye’ye yönelik takınılan tavrın, yaklaşan ABD ara seçimlerine yönelik iç politik anlamları vardır. Fakat mesele daha derin ve yapısal niteliktedir. Zira ABD’nin benimsediği Türkiye tanımı değişiyor.

ABD’nin için değişmemesi gereken Türkiye tanımı, Soğuk Savaş döneminin koşullarıyla belirlenmişti. Buna göre Türkiye’ye yönelik esas olan bağlı olduğu bloğun biçtiği roldü. O rol, Sovyet bloğuna karşı NATO’nun ileri karakolu, kanat ülkesi pozisyonuydu. Bu pozisyon ABD açısından, edilgen, sadık, sorun çıkartmayan, her söylenene fazla itiraz etmeyen bir Türkiye resmiydi. En azından ABD böyle bir Türkiye pozisyonunu istiyordu. Büyük ölçüde istediğini de alıyordu. Gerçi zaman zaman ABD’nin bu beklentisiyle çelişen, yer yer itirazlarla karşılaştığı da oluyordu. Ancak sonuçta ABD çeşitli yöntemlerle uyguladığı yaptırımları ağır basıyordu. Özellikle ordu üzerinden müdahaleler, darbeler eliyle istediği sonuçları elde ediyordu.

Şimdi bu imkanlardan yoksun durumda. Özellikle derin ABD’nin Türkiye içindeki FETÖ gibi unsurları büyük ölçüde deşifre oldu. Birçok örtülü operasyonuna ilişkin gerçekler gün yüzüne çıktı. PKK/PYD terör yapısıyla yapmak istedikleri büyük ölçüde engellendi. PKK ve FETÖ’ye karşı mücadelede birçok ajanı, casusluk faaliyetleri sekteye uğradı. Türkiye, IMF başta olmak üzere ekonomik vesayeten sıyrıldı. ABD’nin ihtiyaç halinde kullandığı ordu içindeki vesayet gücü bertaraf edilidi. Türkiye, çıkarları neyi gerektiriyorsa ona göre davranmaya başladı. Bedeli karşılığı alamadığı savunma sanayi ürünlerinin önemli bir kısmını kendisi üretmeye, bir kısmını da teknolojisiyle birlikte Batı/NATO dışı ülkelerden edinmeye başladı. İlişkilerini çeşitlendirerek, güçlü, stratejik yeni ilişkiler sürecine girdi. Her Erdoğan- Putin buluşması rahatsızlık uyandırdı.

Türkiye tüm bunları yaparken, ABD‘yi gerçek demokrasi, insan hakları, hukuk konusunda Türkiye’ye yönelik yanlışlarıyla her fırsatta yüzleştirdi. Kısacası Türkiye, özellikle derin ABD için hazmı güç bir kararlılığa büründü.

İddianamesinde kanıtlarıyla ortaya konan casusluk suçuyla yargılanan rahip için Türkiye’ye yöneltilen tehditler; esasen tüm bunlar için. Yani özgüveniyle gelecek hedeflerine ulaşmak isteyen Türkiye’nin bağımsız davranma refleksini kırmak için, özgüvenini köreltmek için, ele avuca sığmayan, giderek güçlenen Türkiye hedefini zedelemek için.

Ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Türkiye müttefiklik ilişkinin gerçeğini ve sınırlarını çok iyi biliyor. Türkiye’nin istiklalinin, her şeyin üstünde değer taşıdığının bilinciyle yoluna devam ediyor…

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (1)

CHP’de muhtemel genel başkanlık değişimi neleri değiştirecek? Bu konuda cumhurbaşkanı seçim sürecinde CHP adayı Muharrem …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir