Anasayfa / Köşe Yazıları / Değişimin doğası ve 16 Nisan – Akşam Gazetesi

Değişimin doğası ve 16 Nisan – Akşam Gazetesi

16 Nisan’da Türkiye için çok önemli bir değişimin önü açıldı. Rahmetli Özal başta olmak üzere nerdeyse tüm merkez sağın liderleri özellikle iktidardayken Türkiye’nin, zayıf hükümetler yerine başkanlık sistemi eliyle güçlü, dinamik hükümet modeline duyulan ihtiyacı ortaya koymuşlardı. Bu konuda tüm bu liderlerin mutlaka söylenmiş sözleri, başkanlık sisteminin gerekliliğine dair ifade edilmiş ayrıntılı paragrafları vardır. Ancak hiçbiri bu sistemin hayata geçirilmesine yönelik adım atamamışlardır. Zira Türkiye’de başkanlık sistemi denilince ABD, ABD denilince eyalet sistemi ya da ABD’de ki karşılığıyla devletler sistemi akla gelir ve bu durum başkanlık modelinin toplumsal desteğini hep zayıf tutmuştur.

16 Nisan’da halk oylamasıyla kabul edilen sistem ise; hem ABD dahil tüm dünya deneyimlerinden istifade edilerek hem de Türkiye’nin gerçeklerini, sosyolojik yapısını, siyasi yaşamının biriktirdiği sorunları, ülkenin bölünmez bütünlüğünü, üniter yapısını esas alarak oluşturulmuştur. Son derece özgün bir modeldir. Başkanlık modelinde eyalet sistemi adeta bir zorunlulukmuş gibi yanlış algıya karşılık, bugün başkanlık sistemiyle yönetilen 59 ülkenin %75’inin üniter yapıda olduğu gerçeğinden de hareketle, Türkiye üniter modelini asla zedelemeden kendi özgün hükümet sistemini geliştirmiştir. Zaten değişen devlet sistemi değil hükümet sistemidir.

Tüm bu kafa karışıklığına ve yanlış algılamalara rağmen, başlangıçta sadece % 25 oranında ölçülen sınırlı kamuoyu desteğine rağmen zaman içinde gösterilen çaba ve özellikle 15 Temmuz saldırısının ortaya koyduğu gerçeklerinde ışığında Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi %51.4 oranında kamuoyu desteği almıştır. Bu desteğin zaman içinde artacağına olan inancım tamdır.

%25’ten %51.4’e erişen kamuoyu desteğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rolü çok büyüktür. Her türlü engellemelere rağmen, yıllardır sürdürdüğü mücadele ve kararlı duruş sonuç almıştır. Halkla kurduğu dolaysız bağın güçlü güven duygusu, halk oylamasında sonucu etkilemiştir. Öte yandan halk oylamasında hayır tercihinde bulunanların bir bölümünün bir süredir dış merkezler eliyle ısrarla yürütülen “Erdoğan Düşmanlığı” projesinin etkisiyle davrandıkları anlaşılmaktadır. %48.6 Hayır oranında bu kitlenin payının azımsanmayacak düzeyde olduğu da anlaşılmaktadır. Bu noktada rahatsız edici olan; bu kitlenin değişim önerisini, tüm çarpıtmalardan uzak durarak, değişiklik paketinin özüne, ruhuna ve içeriğine dair gerçeği anlama çabasına yeterince girmeden reddetmiş olmasıdır.

Avrupa’nın belirli ülkelerinden, belirli çevrelerin köpürtmeye çalıştıkları “Erdoğan düşmanlığında” TV ekranlarında profesör sıfatı taşıyanlara, “tek çare olarak Erdoğan’a suikast yapılmalıdır” ifadelerini sarf edebilecek düzeye varan gözü dönmüşlüğün temel içeriğini, örtülü ajandasını, gerçek nedenlerini yüreği ve zihniyle hala bu ülkeye bağlı olan herkesin görmesi gerekir.

Öte yandan kabul edilmelidir ki; her değişim önerisi, doğası gereği dirençle karşılaşma potansiyeline sahiptir. Alışkanlıkların terk edilecek olmasının, yeterince bilgi sahibi olunamamanın, belirsizlik duygusuna kapılmanın, mevcut çıkar ve güç pozisyonun zedeleneceğine yönelik tedirginliğin oluşmasının, günün baskın karakterinden sıyrılıp geleceğe dair geniş ufuklu bakamamanın doğal bir sonucu olarak değişime karşı tedirginlik, korku ve direnç oluşur. Bu direncin kırılmaması için özellikle Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı’nın korkuyu büyütmesi, kafa karışıklığını yayması değişim talebini köreltici etki yapmıştır. Bu tercihi yapanlar için değişimin özünü anlama ve anlatma çabası yoktur.

Zaman içinde değişim sürecine dahil olmak, değişimin parçası olmak kaygıları azaltır ve değişime katılımın yolunu açar. Bu noktada öncelikle uyum yasalarının hazırlanacağı önümüzdeki 6 ay ve sonrasında 2019 kadar devam edecek olan değişim sürecinin değişime direnç gösterilmesine yol açan kaygıların azalmasına zemin hazırlayacaktır.

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (2)

CHP üst düzey yönetiminden yansıyan; “Afrin’e girmeyin”, Mehmetciğe mihmandarlık yapan PKK/PYD-YPG terörüne karşı Suriye’de birlikte …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir