Anasayfa / Köşe Yazıları / Barış koridoru

Barış koridoru

Bütün gayret Türkiye’nin kararlılığını zedelemek. Fırat’ın doğusuna yönelik Türkiye’nin operasyon kararlılığını engelleyebilmek için her yolu, her yöntemi denediler. Türkiye asla geri adım atmadı.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terör koridorunun batıya ilerleyişini durdurdu. Ancak Fırat’ın doğusunda derinleşen PKK-YPG varlığı, Türkiye’yi tehdit etmeye devam etti ve Türkiye bu duruma müdahale edeceğini en açık dille ortaya koydu. Adına barış koridoru denilen bir öneri paketi ABD’nin önündeydi ve buna bağlı olarak Ankara’da ABD ile görüşmeler başladı. Sonuç olarak üç maddelik bir uzlaşma zemini kamuoyuna duyuruldu. Buna göre;

1-Türkiye’nin güvenlik endişelerini gidermek için ilk önlemler hızlı bir şekilde uygulanacak.

2- Güvenli bölgenin kurulmasını birlikte koordine etmek ve yönetmek için, mümkün olan en kısa sürede Türkiye’de ortak bir operasyon merkezi kurulacak.

3- Güvenli bölgenin bir barış koridoru haline gelmesi ve yerinden edilmiş Suriyelilerin ülkesine dönmeleri için her türlü çaba gösterilecek.

Hiç kuşkusuz bu maddelerin içinin nasıl dolacağı, pratiğinin nasıl olacağı merak konusu. Zaman içinde hiç şüphesiz hepsi netleşecektir. Zira Türkiye, bir kez daha Münbiç mutabakatında benzer bir durumla karşı karşıya kalmak istemiyor. Bugüne kadar ABD’nin söylediği ve mutabık kaldığı hiçbir konuda Türkiye’nin istediği yerine getirilmedi. Bu yüzden Türkiye söylenen ve yazılana değil yaşanılana bakıyor. Şimdi de yeni bir oyalama sürecine dönüşmeden uzlaşılan konuların, süratle sonuca ulaşmasına odaklanılacak.

ABD’nin başından beri güvenli bölge oluşumu olarak istediği şey; PKK’nın yerleştiği bölgeleri koruyacak şekilde bir güvenli bölge oluşumudur. Türkiye’nin bunu kabul etmesi mümkün değil.

Irak’ın geçmişte yaşadığı kötü deneyime benzer bir oyunun oynanmasına, Çekiç Güç benzeri bir durumun yaşanmasına ve ikinci kez bu tuzağa düşülmesine karşı Türkiye’nin tedbirli olacağına inanıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığıyla bütünleşen bu süreç, bu konudaki deneyimleriyle, sabır eşiğiyle iç içe işliyor, işlemeye devam edecek.

Son noktada esas olan, varılan uzlaşının yakın geçmişte yaşananlara benzer bir sürece dönüşmemesidir. Aksi durumda, Türkiye gerekeni yapar ve müdahalesini tek başına gerçekleştirir. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Zira bu durum gönüllü bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur.

Türkiye’nin güney hattında ulusal güvenliği; Suriye’den, Irak’tan, Doğu Akdeniz’den başlamaktadır. Bu bölgelerdeki güvenlik sorunları, Türkiye’nin ulusal güvenlik sorunudur ve bu nedenle çözümsüz de kalamaz, Türkiye aleyhine de dönüşemez. Aksi durumda Türkiye’nin istiklali zedelenir ve buna asla göz yumulamaz.

Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ederim.

Önerilen Haber

Hendek terörünü unutturmaya çalışanlar (1)

PKK’nın siyasi ayağı olarak varlığını korumak isteyen HDP’ye, ısrarla taşıyıcı annelik yaparak, sözde demokrasi havarisi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir