Anasayfa / Köşe Yazıları / ABD direncimizi sınıyor

ABD direncimizi sınıyor

ABD’nin Türkiye’yi hedef alan son yaptırım kararının etkilerini günlerdir konuşuyoruz. Meselenin özü, S-400 alımından çok daha kapsamlı. Bir kez daha belirtelim ki, Türkiye-ABD arasındaki en sorunlu alanlar 4 başlık altındadır. Bu dört alanı üreten ve dayatan ABD’dir.

FETÖ’ ye verdiği destek

PKK/PYD-YPG terörüne verdiği destek

Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın tezlerine verdiği destek

S-400 ile simgelenen, Türkiye’nin savunma sanayiinde yerli ve milli üretim sürecine dair köstek.

Bu dört alanda da Türkiye’nin geri adım atması mümkün değildir. Geri adım atması gereken ABD’dir. Atar mı? Atar. Bir koşulu vardır bunun. O da iç cephedeki kenetlenme beceriniz ve direncinizdir. Hep söylediğimiz gibi iç cephenin tunç olmasıdır. Devletiyle, milletiyle iktidarıyla, muhalefetiyle, tüm unsurlarıyla bu dört alandaki mücadelesine sıkı sıkı sarılarak, bağımsızlık yürüyüşünü sürdürmesidir. Bunu başaran Türkiye’ye karşı ABD yapacağı şey, geri adım atarak büsbütün ilişkiyi koparmamak ve bükemediği eli, sıkarak ilişkiyi sürdürmektir. Unutulmasın ki, emperyalizm yıkamadığı kaleye karşı pragmatist yanı öne çıkar ve ilişkiyi sürdürmek ister. Yani direnen kazanır.

ABD bu çirkin hamleleriyle Türkiye’nin direnme gücünü test ediyor. İçerdeki, kenetleme kabiliyetini sınıyor. İçimizdeki siyasi atmosfere bel bağlıyor. Aykırılıkların derinleşmesini istiyor.

“Afrin’e girmeyin, Libya’da ne işimiz var, PYD bize mi saldıracak, S-400 ne için kullanılacak, bize biri mi saldıracak, 15 Temmuz kontrollü darbe, gemi korsanlığında NATO’nun sessizlik ilkesi var, Biden’dan Türkiye’ye yönelik beklentimiz demokrasidir, Maraş’ı BM rağmen niye açtınız, Türkiye Libya’da çizgiyi açtı, Türkiye Suriye’de meşru değil, S-400’den vazgeçmeliyiz, Türkiye Doğu Akdeniz’i geriyor, Türkiye Karabağ’a cihatçı gönderdi” gibi sesleri duydukça ABD Türkiye’ye karşı cesaretleniyor. Bu seslere bel bağlıyor, beklentisi artıyor.

Daha önce de yazdığımız; ABD’nin CIA uzantılı RAND Corporation isimli kuruluşun

“Türkiye’nin milliyetçi rotası ABD-Türkiye ilişkilerini nasıl etkiliyor” başlıklı raporuna yine göz atalım.

Raporda; “Türkiye’nin Çıkarlarının Komşu ve Ortakların Çıkarlarıyla Uyuşması” başlıklı bir tablo var. Tabloda birçok ülke ve AB, NATO gibi kurumlarla Türkiye’nin ilişkilerinin; birleşen, ayrılan, çatışan çıkarlar başlığıyla tasnifi yapılmış.

Buna göre; Türkiye’nin ABD ile ayrılan çıkarları arasında; “Türkiye’nin savunma sanayiinde kendi kendine yetme konusundaki artan isteği” vurgusu var. Türkiye savunma sanayiinde üretmemeli, eskisi gibi silah pazarı olmalı. Yoksa çıkarlar ayrışırmış.

Başka; “Bölgede ve Müslüman dünyasında Türkiye’nin genişleyen rolü“ vurgusu var. ABD bundan da rahatsız oluyormuş. Sömürü ve egemenlik alanları daralmasını istemiyor.

Bir başka vurgu; “Türkiye de demokrasinin kötüleşmesi”. Tam bir sahtelik. Sen FETÖ’yü, PKK’yı destekle sonrada demokrasiden bahset. Onun için asıl kötüleşen, Türkiye’nin Türkiye’den yönetilmesidir.

Yine aynı tabloda yer alan; “ABD’nin YPG, PYD ilişkisi, FETÖ elebaşı Gülen’in iadesi, Türk hükümetinin söylemleri ile resmi ve yarı-resmi basındaki Amerikan karşıtı propaganda, Suriye politikası” gibi konularda iki ülke arasındaki çatışan çıkarlarmış.

Bu tabloda ayrıca NATO ve AB ile Türkiye’nin çatışan çıkarı olarak; “Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs’ın denizlerdeki iddialarına yönelik agresif meydan okumaları, bunun çatışma riski yaratması” gösterilmiş.

Ne yapacaktık? Mavi Vatan’daki haklarımızdan vaz mı geçseydik? Doğu Akdeniz’de istedikleri gibi Antalya Körfezi’ne mi hapsolsaydık? Doğu Akdeniz’de yerleştirmek istedikleri yeni sömürge jeopolitiğinde Türkiye’nin bağımsız tavrı oyunlarını bozuyor. Bölgenin tüm ülkelerine kötü örnek oluyor. Bundan dolayı çok rahatsızlar.

Ve bu raporda ABD’nin Türkiye’ye yönelik beklentisi; “yeniden dirilen demokrasi” başlığıyla veriliyor. Bu başlık altında deniliyor ki; “Bir muhalefet lideri veya koalisyon, 2023 yılından sonra Erdoğan’ı yenmeyi, 2017 referandumu ile onaylanan anayasal değişiklikleri geri almayı ve daha Batı odaklı bir dış ve güvenlik politikasına ulaşmayı başarmaktır.” İşte o yüzden iç cephenin tunç olması çok kıymetlidir.

Bu arada, ABD’de Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD); ABD’nin eski Türkiye büyükelçisi Eric Edelman ve firari FETÖ’cü CHP eski Milletvekili Aykan Erdemir tarafından hazırlanan “ABD’nin İlgi Alanları” isimli bir rapor yayınladı.

Raporda deniliyor ki; “Doğu Akdeniz’de Türkiye güçlü bir rakip haline gelmiştir. Türkiye bölgede düşmanca politikalar izleyerek, ABD’nin bölgedeki önemli müttefiklerini tehlikeye sokmuş, Libya’da Rusya ile savaşı körüklemiş ve haydut bir devlete dönüşmüştür. Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki iddialarını etkisizleştirmek için ABD’nin Doğu Akdeniz temsilcisi ataması gerekir.”

Şer odakları yeniden hareketlendi. Mücadele yeniden başlıyor… 

Önerilen Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı şeytanlaştırma çabası

ABD’nin başkanlık seçimi ve sonuçlarını, Türkiye’ye uyarlamak isteyenler heves içinde. Küresel salgının yol açtığı küresel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir